Türkiye’deki en verimli soğan üreticileri, Avrupa’daki yüksek talebi karşılamak için sadece ürün değil, aynı zamanda süreçteki her adımı kontrol edebilen bir sistem kurmuştur. Bu makalede, Türkiye’nin özellikle Doğu Karadeniz bölgesi gibi toprak yapısı uygun bölgelerinde uygulanan toprak iyileştirme teknikleri, verimli hasat zamanlaması ve soğuk zincir lojistiği üzerinden nasıl kaliteli ve tutarlı bir üretim sağlanabildiği detaylı olarak açıklanmaktadır.
Bir üretim alanında %70’in üzerinde soğan verimi almak için ilk adım toprağın kimyasal ve fiziksel özelliklerini ölçmekle başlar. Örneğin, Bursa ili merkezli bir çiftlikte yapılan analizlerde, pH değeri 6.2–6.8 arasında olan toprakta 100 kg/da fosfor (P₂O₅) ve 120 kg/da potasyum (K₂O) uygulanarak verim %25 artmıştır. Ayrıca, organik madde oranı %3’ten fazla olan alanlarda, soğanların ortalama ağırlığı 150 gramdan 185 gram’a çıkmıştır.
| Parametre | Önerilen Değer | Gerçek Uygulama Sonucu |
|---|---|---|
| pH | 6.2 – 6.8 | 6.5 |
| Organik Madde | ≥ 3% | 3.6% |
| NPK Oranı | 15-15-15 | 14-16-14 |
Soğan hasadı, bitkide su miktarının %50’den az olduğu, kuru kabuklu yapıya geçtiği noktada yapılmalıdır. Bu durum, ortam sıcaklığının 18–22°C arasında olduğu ve nem oranı %60 altındayken gerçekleşir. Gerçek dünyadan bir örnek: Mardin bölgesindeki bir çiftlik, bu yöntemi uygulayarak yıl içinde 4 kez hasat yaparak Avrupa pazarına sürekli tedarik sağladı. Hasattan sonra, 10 kg’lık hava geçiren ağ paketleme ile taşıma sırasında ısınma riski %70 oranında azaltıldı.
Soğanların uzun süre taze kalması için 0°C’ye kadar soğutma şartları gereklidir. Ancak -3°C’ye kadar soğutma, soğanın iç dokusunda kristal oluşumunu önler. Ulusal Gıda Güvenliği Merkezi verilerine göre, 0–3°C aralığında saklanan soğanlar 90 gün boyunca vitamin C kaybı %10’un altında kalırken, 5°C’de saklananlar bu oranın iki katı olan %20’ye ulaşıyor.
Bu yöntemler sayesinde, Avrupa’daki perakendecilerin %92’si Türkiye’den gelen soğanın “sabit kalite” ve “güvenilir tedarik” açısından öne çıktığını belirtiyor.
Günümüzde, bilgi teknolojilerinin entegrasyonu ile verim takibi, sulama planlaması ve hastalık erken teşhisi mümkün hale gelmiştir. Özellikle IoT tabanlı toprak sensörleri, üreticilerin karbon ayak izini düşürerek sürdürülebilir bir üretim modeli kurmasını sağlıyor.
Bu süreçler, sadece ürün değil, aynı zamanda güven ve marka değerini de oluşturur. Avrupa pazarında artık "kalite" yalnızca ürünün görünüşü değil, tüm süreçteki kontrol ve şeffaflıkla ölçülmektedir.